Turkish Embassy in London

Speeches

Londra büyükelçimiz Sayın A. Ünal Çeviköz’ün 18 Mart Şehitler Günü vesilesi ile gerçekleştirdiği konuşma, (Portsmouth Şehitliği, 18 Mart 2013), 18.03.2013

Türk toplumunun değerli üyeleri,
Saygıdeğer basın mensupları,
Sevgili meslektaşlarım,

Bugün 26 denizcimizin kabirlerinin bulunduğu Portsmouth Şehitliği’nde Çanakkale Deniz Zaferi’nin 98. yıldönümünü ve Şehitler Günü’nü anıyoruz.

Türk askeri, müttefik kuvvetlerin donanmalarını 18 Mart 1915’te yenilgiye uğratmış, 1915 yılının sonlarına kadar süren kara muharebelerinde ise Ulu Önder ve eşsiz komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün kumandasında düşmanı Çanakkale’den çekilmeye mecbur bırakmıştır.

Ulusumuz bu savaşlarda 250.000’i aşkın zayiat vermiş, gelecekte ülkenin gelişmesinde önemli roller oynayabilecek eğitimli bir kuşak canını vatanının bağımsızlığı uğrunda feda etmiştir. Dolayısıyla, 1915 yılı Türk tarihi açısından fevkalade önemli ve ulusumuzun 1923’e kadar süren varoluş mücadelesinde asla yenilmeyeceğini tüm dünyaya haykırdığı bir senedir.
Genç Cumhuriyet, yıkılmış ve yorgun düşmüş ülkesini baştan aşağı imar ederek ayağa kaldırmaya çalışırken Çanakkale’de şehit düşen gençlerinin anılarını daima hafızasında taşımış, ancak yas tutmak yerine onların fedakârlıklarına layık olacak şekilde çalışmaya ve bayrağı onlardan devralacak yeni bir eğitimli kuşağı yetiştirmeye koyulmuştur.

Ulusumuz, Çanakkale Muharebelerinden sonra Birinci Dünya Savaşı’nın çeşitli cephelerinden Kurtuluş Savaşı’na, Kore Savaşı’ndan Kıbrıs Barış Harekatına, terörle mücadeleden dünyanın çeşitli köşelerindeki barış gücü harekatlarına kadar birçok sahada sayısız kahramanlıklar sergilemiş, birçok şehit vermiştir. 40’ı aşkın diplomatımız Ermeni ve 17 Kasım örgütünün terörünün hedefi olmuşlardır.
Türk insanı, şehitlerini tehlikelere karşı zinde kalmak, daha iyi bir gelecek için çalışmak ve “Yurtta barış, dünyada barış” ülküsüne ulaşmak için anmayı ilke edinmiştir. İnsanımızın toplumsal hafızası kin ve nefret değil, her zaman dostluk ve barış yeşertmiştir.

Çanakkale Muharebelerinde savaştığımız Avustralya ve Yeni Zelanda askerleri, ülkelerine döndüklerinde topraklarını savunan bir ulusa karşı neden savaştıklarını sorgulamışlar ve ulusal bilinçlerini oluşturmaya başlamışlardır. O tarihten bu yana bize binlerce kilometre uzakta olan bu milletlerle benzersiz dostluk ilişkileri kurulmuştur.

Bugün de Türkiye ve İngiltere Çanakkale Savaşları’nın 100. yıldönümüne yaklaştığımız bu dönemde aziz şehitlerinin hatıralarını kin ve nefret temelinde değil, gelecekteki kuşaklara umut aşılamak için birlikte anmaya karar vermişlerdir.

Çanakkale’de çarpıştığımız uluslar bu savaşı “Centilmenler Savaşı” olarak nitelendirmişlerdir. 1890 yılında Japonya açıklarında kayalıklara çarparak batan Ertuğrul Fırkateyni’nin şehit düşen askerleri ve Japonya’nın şehitlerimize gösterdiği ihtimam bugün Türk-Japon dostluğunun temelidir. 1950-53 arasında Kore’de Korelilerin bağımsızlığı için şehit düşen askerlerimizin anısına Güney Koreliler sadece Türkleri “kan kardeşi” olarak nitelendirmektedir. Şehitlerimizin kanıyla sulanan Kıbrıs’ta bugün 39 yıldan beri belki de dünyadaki hiçbir barış gücünün sağlayamayacağı şekilde barış ve can güvenliği hâkimdir.

Türk askeri canını düşünmeksizin makineli tüfeklere karşı süngü hücumuna koşarken kalbinde gelecek kuşakların daha iyi bir yaşam sürmesi inancını ve umudunu taşımıştır. İngiltere’den Myanmar’a, Mısır’dan Hindistan’a çeşitli esir kamplarında şehit düşen subaylarımız belki de birkaç gün içinde kendini öldürecek tifüs ya da kolerayı düşünmeden askerine okuma yazmayı, bir el zanaatını ya da bir müzik aleti çalmayı öğretmeye devam etmiştir.

Türk insanının şehit düştüğü her toprak parçasında bir insanlık dersi, bir fedakârlık örneği ve bir kahramanlık öyküsü vardır. Bizlere düşen aziz şehitlerimizin uğrunda canlarını feda ettikleri idealleri yaşatmak ve bu uğurda çalışmaktır.

Burada, 1850 yılında 2 Türk firkateyninin resmi ziyaret için geldiği Portsmouth’ta şehit düşen askerlerimizin huzurunda, tüm şehitlerimizin anısına sahip çıkan sizlere teşekkürü borç biliyorum. Ayrıca, buradaki şehitliğimizin bakımını en iyi şekilde üstlenerek şehitlerimizin ruhlarını ferah tutan Silahlı Kuvvetler Ataşeliğimize de teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle, başta Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, Türk ulusu ve vatanı uğruna hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla anıyor, aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.

Ruhları şad olsun!