Turkish Embassy in London

Speeches

ŞEHİTLER GÜNÜ KONUŞMASI, Brookwod Türk Hava Şehitliği, 18 Mart 2016, 18.03.2016

Türk toplumunun değerli üyeleri, Saygıdeğer basın
mensupları, Sevgili mesai arkadaşlarım, 


Çanakkale Deniz Zaferi’nin
101. Yıldönümü ve Şehitler Günü
vesilesiyle Brookwood Türk Hava
Şehitliğinde düzenlediğimiz törene iştirak ettiğiniz
için hepinize teşekkür ediyorum. Törenin başında, bizlere katılma
nezaketi gösteren Brookwood Belediye Başkanına hepimizin
adına teşekkürlerimizi ifade ettim. 

Havacılık eğitimi almak için geldikleri
İngiltere’de 1942-1945 yılları arasında yaşanan elim kazalarda şehit düşen
14 havacı teğmenimiz ve 1836 yılında vefat eden Mülazım Arif Bey’in huzurunda
bulunuyoruz. 


Bir milletin bağımsızlığını kaybetmemesi için
arkasına bakmadan düşman hattına yürüyen, dünyanın
neresinde olursa olsun canlarını feda etmekten korkmayan şehitlerimizi
şükran ve minnet duygularıyla anıyoruz.  

Çanakkale Zaferi, şanlı tarihimizin ve
milli mücadelemizin en büyük mihenk taşlarından biridir ve
üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olsa
da, hafızalarımızda dipdiri bir nasihat ve ibret olarak
durmaktadır. 


Merhum Mehmet Akif’in Çanakkale
Şehitleri şiirinde resmettiği tabloyu, yaşanan dehşeti, zaferin
bedelini ve toprağa düşen şehitlerimize vaat edilen mükafatları unutmak
nasıl mümkün olabilir?


Kendisini milletimizden üstün gören farklı
devletlerin emellerinin, eşsiz komutan Mustafa Kemal Atatürk’ün
önderliği sayesinde geri döndüğü yerdir Çanakkale. Aziz
milletimiz, Anadolu’nun her köşesinden her yaştan insanını gözünü kırpmadan
cepheye göndermiş, geride kalanlar ise bütün zorluklara
rağmen bu acılara katlanmıştır.   


Türk askeri, savaş
meydanlarında sadece kahramanlığını ortaya koymamıştır. Ahlakını,
dürüstlüğünü ve vicdanını da en zor şartlarda düşmanına
karşı göstermiştir. Aslında Çanakkale ve Gelibolu
savaşlarına “Centilmenler Savaşı” denilmesinin tek sebebi Türk
insanının toprağını işgale gelenlere karşı sergilediği bu
insaflı tutum ve vicdandır. 


Çanakkale’de 18 Mart
1915’te başlayan ve Cumhuriyetimizle taçlanan bu uzun
mücadelede yaşadığımız büyük yıkımlara ve toprağa
düşen bir nesle rağmen bu millet, yeniden doğmayı bir kez
daha başarmıştır. Bitap düşmüş milletimiz, ülkesini baştan
aşağı yeniden ayağa kaldırırken karşılaştığı her zorlukta Çanakkale ruhunu
aklına getirmiş, umutsuzluğa düşmemiş, yılmadan yoluna devam etmiştir. 


Türk insanı, şehitlerini hiçbir zaman
unutmadığı gibi Çanakkale’den bugüne oluşan hafızasında kin ve nefreti değil,
bu büyük acılardan çıkarılacak derslerle hep dostluk ve barış duygularını
yeşertmeyi bilmiştir. Nasıl karşı cepheden kendisine ateş edenle ekmeğini,
suyunu paylaştıysa, bugün de Çanakkale’de farklı milletlerin evlatlarını
ağırlamaktadır. Bu hoşgörü ve vicdan duygusu, o tarihten bu yana bize binlerce
kilometre uzakta olan bu ülkelerle benzersiz dostluk ilişkileri kurulmasını
sağlamıştır.   


Çanakkale’de savaşan ülkelerin üst düzey
temsilcileri, bu duygularla, savaşın
100. yıldönümünde geçen yıl 24-25 Nisan tarihlerinde ülkemizde bir
araya gelmiştir. Düzenlenen anma törenlerinde barış mesajları
verilmiştir. Benzer şekilde, Türkiye ve Birleşik Krallık aziz
şehitlerinin hatıralarını düşmanlık temelinde değil, iki dost ve müttefik
olarak ortak ve karşılıklı düzenlenen törenlerle anmıştır. 


Bu vatanın evlatları, Çanakkale’de,
Gelibolu’da, Balkanlarda, Mısır’da, Japonya’da, Kore’de, Kıbrıs’ta,
Afganistan’da ve adını sayamadığımız farklı coğrafyalarda şehit düşmüştür.
Şehit düştüğü her toprak parçasında da bir insanlık dersi, fedakârlık
örneği ve kahramanlık destanı bırakmıştır.


Bugün bizlere düşen, aziz şehitlerimizin
uğrunda canlarını feda ettikleri idealleri yaşatmaktır. Çanakkale Zaferi
inanç, azim, fedakarlık ve ümit duygularıyla kazanılmıştır. 


Çanakkale, bir toplumun dayanışmayla
kazanabileceklerini, üstesinden gelebileceği zorlukları göstermiştir.
Evlatlarımıza ve gelecek nesillerimize bu düşünceleri aşılayabilmek, şehitlerimizin
hatırasına gösterebileceğimiz en büyük saygı olacaktır.


Bu vesileyle, başta Ebedi Başkomutan
Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşları olmak üzere, burada yatan
şehitlerimizin yanısıra Türk milleti ve vatanı uğruna
hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla
anıyor, aziz hatıralarının önünde saygıyla eğiliyorum.


Ruhları şad olsun!